Hizmetlerimiz

Moleküler Genetik

Moleküler biyoloji

  • Real time PCR testleri
    • CVD paneli
    • Y-Mikrodelesyonu
    • HLA B27
    • Behçet
    • Çölyak
  • MLPA
  • Moleküler mikrobiyoloji
    • HPV
    • HBV
    • HCV

KARDİYOVASKÜLER RİSK PANELİ

Faktör V G1691A (Leiden) Mutasyonu: Aktive protein C (APC), koagülasyon mekanizmasında faktör Va ve faktör VIIIa‘yı inaktive etmektedir. Faktör V mutasyonu varlığında bu inhibisyon gerçekleşmemekte, böylece trombin üretimi ve pıhtı oluşumu artmaktadır.
Heterozigot 1691GA: Venöz tromboz riskini 3-8 kat, hamilelik sürecinde VTE riskini 8 kat, gebelik kaybı, fetal büyüme gerilikleri ve preeklampsi riskini 2-3 kat, plasental ablasyonu 5 kat arttırmaktadır.
Homozigot 1691AA: Venöz tromboz riskini 9-80 kat, gebeliğe bağlı gelişen VTE riskini 20-40 kat arttırmaktadır.

Protrombin G20210A Mutasyonu: plazma protrombin düzeyini arttırmakta ve venöz tromboz eğilimine neden olmaktadır. Protrombin mutasyonu; fetal kayıpları, plasental ablasyonu, ağır preeklampsi ve IUGR görülme riskini artırmaktadır.
Heterozigot 20210GA: VTE rölatif riskini 2-5 kat, gebeliğe bağlı gelişen VTE riskini 15 kat, tekrarlayan birinci trimester fetal kayıpların görülme riskini 3 kat, tekrarlamayan ikinci trimester gebelik kayıp riskini 9 kat, tüm trimesterlerde ise fetal kayıpların görülme riskini 2-3 kat arttırmaktadır.
Homozigot 20210AA: VTE riskini 10 kat (9), gebeliğe bağlı olarak gelişen VTE riskini ise 26 kat artırmaktadır.

Faktör V H1299R (FVR2) Mutasyonu: H1299R mutasyonunun (özellikle homozigot formu) APC rezistansına neden olduğu bildirilmiştir. APC rezistansının, tekrarlayan gebelik kayıplarında kalıtsal trombozun en sık nedeni olduğu gösterilmiştir. Heterozigot Faktör V Leiden; VTE riskini 7 kat artırırken, Faktör V H1299R mutasyonu ile birlikte görüldüğünde VTE riski ilaveten 3 kat daha artmaktadır. Heterozigot FVR2 varyantı, tekrarlayan gebelik kayıplarında kritik bir role sahip olup, risk faktörü olarak değerlendirilmesi önerilmektedir.

MTHFR C677T Mutasyonu: MTHFR enzim aktivitesini azaltarak kardiyoserebrovasküler hastalıklar için önemli bir risk faktörü sayılan hiperhomosisteinemi ve homosisteinüri oluşumuna neden olmaktadır. Homosistein konsantrasyonundaki artış ise tromboembolizm, ateroskleroz, koroner arter hastalığı, preeklampsi, nöral tüp defektleri ve inmeye neden olabilmektedir.
Homozigot 677TT: Tromboz riskini 2-3 kat arttırdığı bildirilmiş olup, tekrarlayan gebelik kayıplarında önemli rolü olduğu bildirilmiştir.

MTHFR A1298C Mutasyonu: Plazma homosistein konsantrasyonunda artışa neden olmaktadır. Heterozigot A1298C ve heterozigot C677T birlikte görülmesi durumunda veya homozigot 677TT bireylerde MTHFR aktivitesinin düştüğü ve homosistein düzeyinin yükseldiği gösterilmiştir.

APO-E Genotiplemesi: Apo E genotipinin hem lipid seviyeleri hem de KVH ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.
ApoE ε2/ε2: Vasküler hastalık riskini arttırdığı, TGK için potansiyel risk faktörü olduğu bildirilmiştir.
ApoE ε3/ε3: Tekrarlayan gebelik kayıpları için koruyucu bir faktördür.
ApoE ε4/ε4: KVH’larda ölüm riskini %40 arttırdığı gösterilmiştir ve TGK ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

ApoB R3500Q (Apo B-100) Mutasyonu: ApoB R3500Q (Apo B-100) Mutasyonu: Apo B mutasyonu LDL’nin reseptöre bağlanmasını geciktirmekte ve LDL’nin ortamdan uzaklaştırılması azalmaktadır. Ateroskleroz ve KVH’lara yatkınlığı arttırmaktadır.

PAI 4G/5G Mutasyonu: PAI-1 konsantrasyonu yükselmesiyle fibrinolitik aktivite bozulmaktadır ve trombotik olaylara yatkınlık artmaktadır.
PAI 4G/4G: Tromboembolizm, fetal kayıp, IUGR, preeklampsi ve MI riskini arttırmaktadır.
PAI 4G/5G: Özellikle protrombin gen mutasyonu ile birlikte görüldüğü durumlarda tromboz riskini arttırdığı ve erken dönem gebelik kayıplarına neden olduğu bildirilmiştir.

ACE İnsersiyon/Delesyon Genotiplemesi: ACE geni; anjiotensin I'i anjiotensin II'ye dönüştürerek kan basıncı düzenlenmesi ve elektrolit dengesi üzerinde önemli bir rol oynayan ACE enzimini kodlamaktadır.
ACE I/D: Enzim seviyesi ara düzeydedir, trombotik olay riskini 5 kat arttırmaktadır ve tekrarlayan gebelik kayıpları için bir risk faktörüdür.
ACE D/D: Trombotik olay riskini 11 kat arttırmakta, preeklampsi ve gebelikte hipertansiyon görülme riskini arttırmaktadır.

Faktör XIII V34L Mutasyonu: Faktör XIII, fibrin monomerleri arasında çapraz bağlar oluşturmakta ve pıhtıyı fibrinolizise karşı daha dirençli hale getirmektedir. FXIIIa’yı kodlayan gende görülen G-T değişimi en sık rastlanan mutasyondur. Bu mutasyon trombinin FXIII üzerinde proteolitik aktivite gösterdiği bölgeyi etkileyerek FXIII’ün aktive edilmesini engellemektedir. Miyokard enfarktüs derin ven trombozu pulmoner embolizme karşı koruyucu özellik göstermektedir.

  

Y mikrodelesyon testi

Y kromozom mikrodelesyon testi kısırlık saptanan bazı çiftlerde erkek faktörü gözlenmekte olup bu hastaların bir kısmında testin yapılması önerilmektedir. Özellikle, azoospermi veya şiddetli oligoastenoteratospermi (OAT) saptanması durumunda bu kişilerde kromozom analizi ve Y kromozomu mikrodelesyon analizi istenmektedir.

İnsanda Y kromozomu tüm genomun yaklaşık %2– 3’ünü oluşturur. Kısa kolu Yp ve uzun kolu Yq olarak adlandırılır. Y kromozomu psödootozomal, heterokromatin ve ökromatin bölgelerden oluşur. Psödootozomal bölgeler (PARs) Yp’nin (PAR1) ve Yq’nun (PAR2) uç kısımlarında bulunur. Bu bölgeler, mayoz esnasında X kromozomunun psödootozomal bölgeleriyle rekombinasyona girerler. Psödootozomal bölgede bulunan genler aynı otozomal genler gibi kalıtılır.

Y kromozomunun kısa kolundaki (Yp) genler (SRY) testis gelişiminde, uzun kolundaki (Yq) genler ise spermatogenezde rol alırlar. Y kromozomunda bulunan bu genlerin mikrodelesyonlarıyla infertilite arasında bağlantılar bulunmaktadır. AZF genleri Y kromozomunun uzun kolunda AZFa, AZFb, AZFc ve AZFd bölgelerinde yer almaktadır.

AZF bölgeleri arasında delesyonlar en sık AZFc bölgesinde görülmekte ve bunun sonucu olarak hipospermatogenez meydana gelmektedir. AZFc bölgesi delesyonları nonobstruktif azospermili erkeklerde yaklaşık %12 iken, ciddi oligospermisi (sperm sayısı 5 milyondan az) olan erkeklerde ise yaklaşık %6 oranında görülmektedir

Y kromozomu mikrodelesyonlarında genetik danışma

Erkek infertilitesine neden olan Y kromozomundaki mikrodelesyonların tespiti polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yöntemi ile kolaylıkla yapılabilmesine rağmen bu mikrodelesyonları düzeltmeye yönelik bir tedavi henüz bulunmamaktadır. Y kromozom mikrodelesyonlarının tespiti hastaların oligozospermi nedeninin anlaşılmasına ve prognozun belirlenmesine imkan vermektedir. Özellikle AZFa ve AZFb mikrodelesyonlu hastalarda ICSI için TESE ile sperm eldesinin mümkün olmadığının bilinmesi açısından oldukça önemlidir. Ayrıca Y kromozom mikrodelesyonu olan hastaların eşlerinde tekrarlayan düşük sayısının arttığı ve çocuklarında öğrenme bozukluğu görülebileceği belirtilmektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı özellikle şiddetli oligospermi veya azospermisi olan hastalarda ICSI öncesi mutlaka Y kromozom mikrodelesyon analizi yapılmalıdır. Ailelere sahip olacakları erkek çocukların subfertil olabileceği ve bu çocukların cinsel olgunlaşma dönemlerinin takibi önerilmelidir.

 

 

 

 

 

HLA B27

HLA (Human Lökosit Antijeni) B27, akyuvarların yüzeyinde bulunan bir proteindir. Bu protein, akyuvarların kendi yapılarını yabancı maddelerden ayırt etmesine yardımcı olur. Yani kendinden olan ile kendinden olmayanı ayırt etmeye yardım eder. HLA B27 testi akyuvarlarda bulunan bu proteinin varlığını araştırmak amacıyla yapılır.

Bu kan testi antijen adı verilen proteinler olan HLA-B27’yi arar. Bunlar enfeksiyonla savaşan beyaz kan hücrelerinin yüzeyinde bulunur. Protein insan lökosit antijeni B27 (HLA-B27) olarak da adlandırılır.

İnsan lökosit antijenleri (HLA’lar) vücudun bağışıklık sisteminin kendi hücreleri ve yabancı, zararlı maddeler arasındaki farkı söylemesine yardımcı olan proteinlerdir.

HLA-B27’niz varsa, otoimmün bir hastalığınız olabilir. Otoimmün bir hastalık, bağışıklık sisteminizin kendi hücrelerinize saldırmasıdır. HLA-B27 antijenleri ile bağlantılı en yaygın otoimmün hastalıklar:

– Ankilozan spondilit, omurgayı etkileyen bir artrit şeklidir
– Çocuklarda görülen Juvenil artrit
– Eklemlerin ve gözlerinizin iltihaplanmasına bazen cildinizde lezyonlara neden olan reaktif artrit
– Gözünüzün orta tabakasında şişlik ve tahrişe neden olan ön üveit

 

 

HLA-B27 TESTİ NEDEN YAPILIR?

Doktorunuz, ankilozan spondilit olduğundan şüpheleniyorsa, bu teste ihtiyacınız olabilir. Bu, sırt, boyun veya göğsünüzde ağrı ve sertliğe neden olabilir. Erkeklerde 30’lu yaşların başında belirtiler daha yaygındır.

Ayrıca, bir organ veya doku nakli yaptırıyorsanız, bu teste de ihtiyacınız olabilir. Örneğin, bu bir donör böbrek veya kemik iliği nakli yaptırabilir. Vericinizin HLA antijenleri, naklin başarılı olabilmesi için sizinkiyle eşleşmelidir.

 

 

BEHÇET HASTALIĞI

Behçet hastalığı neden olur?

Hastalığın tanımlanmış kesin bir nedeni yoktur. Genetik faktörler, virüsler ve çevresel faktörler suçlanmaktadır. Behçet hastalığında vücudun kendi dokularına karşı açmış olduğu bir savaş söz konusudur. 

Behçet hastalığının belirtileri nelerdir?

Ağızda aftlar: Genellikle hastaların büyük çoğunluğunda görülen bir belirtidir. Aftlar genellikle ayda birkaç kez ortaya çıkar. Genellikle dil, diş eti, yanak ve damakta bulunur. Aftlar 1-2 gün içinde geçebileceği gibi uzun süreli de olabilir. Aftların çıkmasında ağız içine olan travmalar, stres, viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, hormonal durumlar ve beslenme düzensizlikleri etkilidir. 

Genital ülserler: Ağızdaki aftlara benzer şekilde olup hem kadınlarda hem erkeklerde görülür. İz bırakarak iyileşir. Bazı durumlarda genital bölge haricinde koltuk altı, anüs çevresi ve kadınlarda meme altında da ülser gelişebilir. 

Bacak üzerinde üzeri kırmızı-mor ağrılı şişlikler (Eritema nodozum)

Akneye benzer lezyonlar: Yüz, saçlı deri, göğüs ve sırtta gözlenir ve iz bırakır. 

Göz belirtileri: Körlüğe kadar ilerleyebilen göz belirtileri olabilir.

Eklem belirtileri: Diz, dirsek, el ve ayak bileklerinde ağrı ve/ veya şişlikle karakterize bulgular olabilir.

Damar belirtileri: Behçet hastalığı vaskülit yani damar iltihabı yaparak kendini gösterir. Hem toplardamarlar hem de atardamarlarda iltihaplanma ve tıkanıklık yapabilir. Büyük damarlar ve kalp damarlarının tutulumu hayati risk taşır. 

Nörolojik belirtiler: Sık görülmese de Behçet hastalığında felç oluşabilir. 

Böbrek ve üriner sistem hastalıkları: Sık olmamakla birlikte Behçet hastalığında üriner sistemin değişik bölgelerinde hastalıklar ortaya çıkabilir. 

 

ÇÖLYAK

Hastalık bazı bireylerde yıllarca hiç belirti vermez veya çok hafif seyredebilir ve kişi çölyaklı bir hasta olduğunu uzun süre fark etmeyebilir. Hastalık tipik belirtilerle başlayabileceği gibi çok hafif belirtilerle de seyredebilir.

Çölyak hastalığı olan çocuklarda özellikle karın ağrısı, karında şişlik, ishal, huzursuzluk, iştahsızlık, enfeksiyonlarda artış ve gelişme geriliği, kusma, kilo alamama ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerle ortaya çıkabilir. İleri yaşlarda hastalığın belirtileri daha geniş bir yelpazeye yayılır. 

Yetişkinlerde görülen belirtiler şunlardır: 

  • Karın Bölgesinde öne doğru şişkinlik
  • Yaşa göre kilo azlığı
  • Kas zayıflığı
  • Kansızlık
  • Dışkıda anormallik, büyük tuvalet ihtiyacının artması
  • İshal
  • Kusma
  • Bezginlik
  • Nedeni bilinmeyen karaciğer hastalıkları
  • Büyüme geriliği        
  • Ağız içinde oluşan aftlar
  • İştahsızlık, gaz şikayetleri
  • Eklem ve kemik ağrıları
  • Sinirlilik
  • Ciltte kaşıntılı döküntüler 

Çölyak hastalığı her yaşta teşhis edilebilmekle birlikte teşhisi zor olan hastalıklardan biridir. Çünkü belirtiler çoğunlukla ilişkili bir başka hastalığı da düşündürmektedir. Örneğin erken osteoporoz, kansızlık, teşhis edilmemiş laktoz alerjisi gibi hastalıklarla benzer belirtiler gösterdiğinden karıştırılabilir. 

Çölyak hastalığının insan sağlığı üzerinde önem taşıyan birçok değişimlere neden olmasından dolayı doğru teşhisi önemlidir. Teşhis yöntemlerinden kan testleri serolojik özel testler (AGA, EMA) ile ön tanı konmakta ancak kesin tanı ince bağırsak biyopsisi ile konmaktadır.

Çölyak hastalığı ile ilintili hastalıklar şunlardır: 

  • Tip1 DM
  • Otoimmüntiroid hastalığı
  • Otoimmün karaciğer hastalığı
  • IgA eksikliği
  • Down, Turner, Willians Sendromları. 

Tedavi edilemezse çölyak hastalığının kısa ve uzun vadedeki riskleri nelerdir? 

  • Malabsorbsiyon
  • Büyüme geriliği
  • Hipokrommikrositer anemi
  • Megoblastik anemi
  • Kalsiyum ve K vitamini eksikliği
  • Otoimmün hastalıkların prevelansında artış
  • Osteoporoz
  • Kısırlık, düşük
  • Depresyon
  • Lenfoma
  • Kalın ve ince bagırsak kanserleri

 

MLPA

MLPA, yani Multiplex Ligation-Dependent Probe Amplication (Çoklu Ligasyona Bağlı Prob Amplifikasyonu) tek bir nükleotid değişikliği olan dizilerde dahi ayrımını sağlayacak şekilde 50 kadar genomik DNA veya RNA dizisindeki “Normal Olmayan Kopya Sayısı”nın tespitini sağlayan bir “Multiplex” PCR yöntemidir. 

MLPA, kopya sayısı belirlenmesi konusunda diğer tekniklere karşın daha hassastır. İyi karakterize edilmiş delesyon ve amplufikasyonlar PCR ile belirlenebilse de çoğunlukla delesyonların tam kırılma noktaları bilinememektedir. FISH yöntemi ile tespiti mümkün olmayan sık tek gen değişikliklerinin 50-70 nükleotid gibi kısa dizilerin belirlenmesinde oldukça avantaj sağlamakta ve bu yüzden oldukça fazla tercih edilmekte ve kullanılmaktadır.

MLPA Kullanım Alanları

  • Mutasyon analizleri
  • Tek nükleotid polimorfizmi
  • DNA metilasyon analizi
  • mRNA konsantrasyonu
  • Hücre hatlarının ve dokularının kromozom analizleri
  • Gen kopya sayısının analizleri
  • Kanser genlerindeki duplikasyon ve delesyonların tespiti
  • Anöploidi tespiti
  • Prenetal teşhis vb.

 

MOLEKÜLER MİKROBİYOLOJİ

Mikrobiyoloji, enfeksiyon hastalıklarına neden olan enfeksiyon etkenlerini tanımlayan ve onların konak ile olan ilişkilerini ve bu ilişkiler sonucu konakta ortaya çıkan değişimleri ve tedavi ya da alınması gereken önlemleri detaylı şekilde inceleyen çok geniş bir bilim dalıdır.

Tüm moleküler mikrobiyoloji incelemelerinde ortak nokta yapılan her çalışmada internal kontroller ile birlikte çeşitli düzeylerde pozitif veya negatif kontroller kullanılmaktadır. Yeni başlanacak çalışma prosedürlerinin doğrulanmasında yalnızca valide edilmiş prosedürler kullanılmaktadır. Ölçümlerin güvenilirliği pipet kalibrasyonları, test validasyonları ve iç ve dış kalite kontroller ile güvence altına alınmaktadır.

Üretilmeleri güç, geç ve imkansız olan bazı mikroorganizmalara ait genetik materyeller (DNA/RNA) uygulanan duyarlılığı ve özgüllüğü çok yüksek en son moloküler yöntemlerle çok kısa sürelerde saptanmaktadır.

Human Popilloma Virüs DNA Genotipleme

Papillomavirüsler, Papovaviridae ailesinin üyesi küçük DNA virüsleridir. İnsanlarda enfeksiyonlara yol açan papillomavirüs tipine İnsan Papilloma Virüsü (HPV veya İPV) adı verilir.  HPV çifte sarmal dairesel DNA içeren kılıfsız bir virüstür, ve enfekte olan hücrenin çekirdeğinde çoğalır. HPV enfeksiyonu her yaşta görülebilmektedir. Tüm Dünya’da yaygın olarak görülebilen HPV virüsü sosyokültürel ve ekonomik düzeyden bağımsız olarak her kadını risk altında bırakmaktadır. Kadınların yaklaşık %70-80’i hayatları boyunca en az  bir kez enfekte olmaktadır .

Epidemiyoloji

HPV’nin 150’den fazla genotipi bulunur. 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, and 68 genotipleri yüksek risk HPV olarak sınıflandırılır. Bu yüksek risk grubundaki HPV’ler, ile inatçı (persistan) enfeksiyon bulunan kadınlarda rahim ağzı kanseri gelişebilir. HPV’nin dünyada her yıl 500.000 rahim ağzı kanseri vakasına yol açtığı, ve gelişmekte olan ülkelerde kadınlar için kanserden ölüm nedenlerinin başında yer aldığı belirtilmiştir. HPV 16 ve HPV 18, dünyadaki rahim ağzı kanseri vakalarının yaklaşık %70’inin nedeni olarak gösterilmektedir. 

Bulaşma Yolları
 
HPV enfeksiyonlarının %90’ı cinsel yol ile bulaşmaktadır. Genital bölgede, virüsün kuluçka süresi değişken olup, yaklaşık 3 aylık bir süreç almasına rağmen kişilerin immunyapısaına bağlı olarak daha uzun bir süreye uzayabilir veya belirti göstermeyebilmektedir.  Enfeksiyon; HPV pozitif anneden çocuğa vertikal yol ile geçebilmektedir. Ayrıca, enfekteürogenital salgılar ile seksüel olmayan temas (enfekte havlu, biopsi aletleri,eldivenler..vb.) sonucundada bulaşmaktadır.

Tanı

Real time HPV DNA testleri enfeksiyonun saptanmasında en hızlı metod olup,  HPV varlığı ve tipi hakkında en güvenilir bilginin elde edilmesini sağlar  ve hastalığın tedavi ve izlenme sürecini en iyi şekilde destekler. 

 

Human Popilloma Virüs DNA Genotipleme

Papillomavirüsler, Papovaviridae ailesinin üyesi küçük DNA virüsleridir. İnsanlarda enfeksiyonlara yol açan papillomavirüs tipine İnsan Papilloma Virüsü (HPV veya İPV) adı verilir.  HPV çifte sarmal dairesel DNA içeren kılıfsız bir virüstür, ve enfekte olan hücrenin çekirdeğinde çoğalır. HPV enfeksiyonu her yaşta görülebilmektedir. Tüm Dünya’da yaygın olarak görülebilen HPV virüsü sosyokültürel ve ekonomik düzeyden bağımsız olarak her kadını risk altında bırakmaktadır. Kadınların yaklaşık %70-80’i hayatları boyunca en az  bir kez enfekte olmaktadır .

Epidemiyoloji

HPV’nin 150’den fazla genotipi bulunur. 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, and 68 genotipleri yüksek risk HPV olarak sınıflandırılır. Bu yüksek risk grubundaki HPV’ler, ile inatçı (persistan) enfeksiyon bulunan kadınlarda rahim ağzı kanseri gelişebilir. HPV’nin dünyada her yıl 500.000 rahim ağzı kanseri vakasına yol açtığı, ve gelişmekte olan ülkelerde kadınlar için kanserden ölüm nedenlerinin başında yer aldığı belirtilmiştir. HPV 16 ve HPV 18, dünyadaki rahim ağzı kanseri vakalarının yaklaşık %70’inin nedeni olarak gösterilmektedir. 

 

Bulaşma Yolları
 
HPV enfeksiyonlarının %90’ı cinsel yol ile bulaşmaktadır. Genital bölgede, virüsün kuluçka süresi değişken olup, yaklaşık 3 aylık bir süreç almasına rağmen kişilerin immunyapısaına bağlı olarak daha uzun bir süreye uzayabilir veya belirti göstermeyebilmektedir.  Enfeksiyon; HPV pozitif anneden çocuğa vertikal yol ile geçebilmektedir. Ayrıca, enfekteürogenital salgılar ile seksüel olmayan temas (enfekte havlu, biopsi aletleri,eldivenler..vb.) sonucundada bulaşmaktadır.

Tanı

Real time HPV DNA testleri enfeksiyonun saptanmasında en hızlı metod olup,  HPV varlığı ve tipi hakkında en güvenilir bilginin elde edilmesini sağlar  ve hastalığın tedavi ve izlenme sürecini en iyi şekilde destekler. 

 

HCV RNA Real Time PCR

Hepatit C hastalığına sebep olan virüs, Flaviviridae ailesinin bir üyesi olan Hepatit C virüsüdür (HCV). Kılıflı bir virüs olan HCV’nin genetik materyali, 9.6kilobaz uzunluğundaki tek iplikçikli (single-strand) ribonükleik asitten (RNA) oluşur. HCV’nin altı genotipi ve 100’den fazla alt tipi vardır. 

Epidemiyoloji
Dünya üzerinde yaklaşık 180 milyon kişinin (dünya nüfusunun yaklaşık %3’ü) Hepatit C enfeksiyonu taşıdığı tahmin edilmektedir. Enfekte olan kişilerin büyük çoğunluğu (%70-90) kronik enfeksiyon geliştirir. Kronik enfeksiyonasemptomatik olabilse de, hastaların %20-50’sinde siroz ya da karaciğer kanserine yol açmaktadır. Uygulanan terapilere bağlı olarak tedavi kişilerde %10-50 arasında etkili olabilmektedir. 
Bulaşma Yolları

HCV’nin başlıca bulaşma yolu insan kanıyla temastır. HCV enfeksiyonu için taranmamış kanların nakli, sterilize edilmemiş tıbbi ekipmanın tekrar kullanımı, uyuşturucu kullananlar arasındaki iğne paylaşımı en sık rastlanan bulaşma biçimleridir.  Cinsel yolla bulaşması ve anneden bebeğe geçmesi de, daha az rastlansa da, mümkündür.  Diyaliz, kolonoskopi veya ameliyat sırasında HCV bulaşabildiği de görülmüştür. HCV’nin günlük yaşam aktiviteleri sırasında (hapşırma, öksürme, sarılma, mutfak gereçleri paylaşımı vb.) bulaştığına dair hiç bir veri bulunmamaktadır. 
Tanı
HCV enfeksiyonlarının teşhisi ve izlenimi; başlıca insan serumundaki HCV’ye karşı spesifik antikorların saptanmasına dayalı Enzyme-linkedImmunosorbentAssay (ELISA), HCV antijenleriyle reaksiyona giren antikorları geleneksel Western ve dotblotting tekniklerine dayalı tanımlayan Recombinantimmunoblotassay (RIBA) ve  Serumdaki AlaninAminotransferaz (ALT) seviye tespiti ile yapılabilmektedir. Kullanılan bu tekniklerden ELISA tekniği,enfekziyonun erken evresinde, yani HCV enfeksiyonunun gerçekleşmesiyle hastanın antikorlarının saptanabilir hale gelmesi arasındaki yaklaşık 7-8 haftalık sürede yanlış negatif sonuçlar verebilir. ELISA sonucunu doğrulamak için kullanılan Recombinantimmunoblotassay (RIBA), karaciğer biyopsisi gerektirdiği için rutin olarak uygulanamaz. AlaninAminotransferaz (ALT) seviye tespiti ise yeterince hassas olmayıp hastalığın ciddiyetini saptamak için tek başına yetersiz kalır.
Bu tekniklerin yetersiz kaldığı bu durumlarda Serum HCV RNA’sının varlığının saptandığı ve miktarının belirtildiği, mevcut yöntemlerden daha spesifik ve/veya daha hassas, düşük maliyetli, pratik bir test yöntemi olan HCV-RNA real time PCR testleri kullanılabilir. 

 

HCV Genotiplendirme

Hepatit C hastalığına sebep olan virüs, Flaviviridae ailesinin bir üyesi olan Hepatit C virüsüdür (HCV). Kılıflı bir virüs olan HCV’nin genetik materyali, 9.6kilobaz uzunluğundaki tek iplikçikli (single-strand) ribonükleik asitten (RNA) oluşur. HCV’nin altı genotipi ve 100’den fazla alt tipi vardır. 

Epidemiyoloji
Dünya üzerinde yaklaşık 180 milyon kişinin (dünya nüfusunun yaklaşık %3’ü) Hepatit C enfeksiyonu taşıdığı tahmin edilmektedir. Enfekte olan kişilerin büyük çoğunluğu (%70-90) kronik enfeksiyon geliştirir. Kronik enfeksiyonasemptomatik olabilse de, hastaların %20-50’sinde siroz ya da karaciğer kanserine yol açmaktadır. Uygulanan terapilere bağlı olarak tedavi kişilerde %10-50 arasında etkili olabilmektedir.
Bulaşma Yolları

HCV’nin başlıca bulaşma yolu insan kanıyla temastır. HCV enfeksiyonu için taranmamış kanların nakli, sterilize edilmemiş tıbbi ekipmanın tekrar kullanımı, uyuşturucu kullananlar arasındaki iğne paylaşımı en sık rastlanan bulaşma biçimleridir.  Cinsel yolla bulaşması ve anneden bebeğe geçmesi de, daha az rastlansa da, mümkündür.  Diyaliz, kolonoskopi veya ameliyat sırasında HCV bulaşabildiği de görülmüştür. HCV’nin günlük yaşam aktiviteleri sırasında (hapşırma, öksürme, sarılma, mutfak gereçleri paylaşımı vb.) bulaştığına dair hiçbir veri bulunmamaktadır. 
Tanı
HCV enfeksiyonlarının teşhisi ve izlenimi; başlıca insan serumundaki HCV’ye karşı spesifik antikorların saptanmasına dayalı Enzyme-linkedImmunosorbentAssay (ELISA), HCV antijenleriyle reaksiyona giren antikorları geleneksel Western ve dotblotting tekniklerine dayalı tanımlayan Recombinantimmunoblotassay (RIBA) ve  Serumdaki AlaninAminotransferaz (ALT) seviye tespiti ile yapılabilmektedir. Kullanılan bu tekniklerden ELISA tekniği,enfekziyonun erken evresinde, yani HCV enfeksiyonunun gerçekleşmesiyle hastanın antikorlarının saptanabilir hale gelmesi arasındaki yaklaşık 7-8 haftalık sürede yanlış negatif sonuçlar verebilir. ELISA sonucunu doğrulamak için kullanılan Recombinantimmunoblotassay (RIBA), karaciğer biyopsisi gerektirdiği için rutin olarak uygulanamaz. AlaninAminotransferaz (ALT) seviye tespiti ise yeterince hassas olmayıp hastalığın ciddiyetini saptamak için tek başına yetersiz kalır.
Bu tekniklerin yetersiz kaldığı bu durumlarda Serum HCV RNA’sının varlığının saptandığı ve miktarının belirtildiği, mevcut yöntemlerden daha spesifik ve/veya daha hassas, düşük maliyetli, pratik bir test yöntemi olan HCV-RNA real time PCR testleri kullanılabilir. 
 

HBV DNA Real Time PCR

HBV, Hepadnaviridae ailesine ait 40-45nm boyutunda zarflı, çift sarmallı bir DNA virüsüdür. Transkriptazenziminn genom replikasyonuna eşlik etmesi, HBVreplikasyonunu diğer DNA virüslerinden farklı kılmaktadır Karaciğerde yerleşir ve orada çoğalır. Zamanla karaciğeri tahrip ederek, siroz ve hepatosellülerkarsinoma gibi hastalıklara sebep olur.Hepatit B virüsü (HBV) 8 ana genotipe ve alttiplere ayrılmıştır. 

Epidemiyoloji
Dünya genelinde 2 milyar insanın ( dünya nüfusunun yaklaşık 1/3’ünün) Hepatit B ile enfekte olduğu ve bu kişilerin 400 milyonunda enfeksiyonun kronik Hepatit B hastalığına dönüştüğü bilinmektedir. Her yıl yaklaşık 1 milyon insan Hepatit B ve onun neden olduğu sorunlar nedeni ile yaşamını yitirmektedir. Ülkemizde bugün her 3 kişiden yaklaşık 1’i Hepatit B virüsü ile karşılaşmıştır. Yine her 10 kişiden 1’i Hepatit B virüsünü taşımakta ve bulaştırmaktadır. Hastaların %75-80’inde herhangi bir belirti vermeksizin gelişir, taramalarda ve kan bağışlarında yapılan tetkiklerde tesadüfen tespit edilebilir. 

Bulaşma Yolları
HBV, HIV’den 50-100 kat daha fazla bulaşıcı bir virüsdür ve açık havada 7 güne kadar aktif kalabilmektedir. Kan ve vücut salgıları (meni, tükrük, vaginal salgılar, ter, gözyaşı) ile temas sonucu yayılır.HBV Bulaşma Yolları; enfekte kan veya kan ürünleri kullanımı ,enfekte anneden bebeğe doğum sırasında (Bulaşma doğumda veya hemen sonrasında nadir durumlarda rahim içindeyken olur), virüs bulaşmış iğne ve diğer tıbbi cerrahi malzemelerle, korunmasız cinsel ilişki ile, dövme yaptırırken kullanılan iğneler ile bulaşmaktadır. [4] Real time HPV DNA testleri enfeksiyonun saptanmasında en hızlı metod olup,  HPV varlığı ve tipi hakkında en güvenilir bilginin elde edilmesini sağlar  ve hastalığın tedavi ve izlenme sürecini en iyi şekilde destekler.

Tanı
HBV enfeksiyonların teşhisi ve izlenimi; antijenlerin (çekirdek veya zarfda bulunan) veya antikorların (IgM ve IgG ) hasta serumunda saptanmasını sağlayan serolojik testler infeksiyonun hangi evrede olduğunu belirlemede ve infektivitenin değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Serolojik yöntemler antikor oluşumundan önceki dönemde etkisiz kalmaktadır.Bu handikap gerçek zamanlı PCR testleri ile kolayca aşılır. Ayrıca virus gittikten sonra kalan antikorların yol açıcağı yanlış-negatif sonuçlarında önüne geçilir. Bu yöntem viralreplikasyonun en iyi şekilde gösterilmesi, serolojik göstergelerin doğrulanması, tanı ve tedavinin takibi ve mutant virüs infeksiyonlarının neden olduğu karışıklıkların aydınlatılması açısından önemlidir. 

CMV DNA Real Time PCR

Sitomegalovirüs (cytomegalovirus;CMV) herpes ailesinden bir DNA virüsüdür. İnsan herpes virüsü 5 (HHV5) olarak da bilinir. Yaklaşık olarak 230 kilobaz uzunluğunda çift iplikli (double-strand) lineer DNA genomu içerir. 

Epidemiyoloji
Bu virüs ile enfeksiyon yaygın olarak 40-49 yaş aralığında % 65, 80 ve üzeri yaş grubunda ise % 91 oranında görülmektedir.CMV ile doğuştan enfeksiyon gelişmiş ülkelerde önemli bir sağlık problemidir ve bu enfeksiyon en yaygın konjenital (doğuştan) viral enfeksiyondur. Duyusal işitme kaybınında içinde bulunduğu çeşitli nörogelişimselpatalojik değişimlerden sorumludur. Tüm canlı doğanların %1'inde görülmekte olup, bunların da %10'unda yaşamı tehdit eden ağır tablolara neden olmaktadır. Diğer yandan semptomatik CMV enfeksiyonundamorbidite (toplumda görünme oranı) %90-95 iken, mortalite (ölüm) oranı %4-37 dir.
Bulaşma Yolları
CMV enfeksiyonu idrar, tükürük, kan, gözyaşı, seksüel temas, plesental temas ve anne sütü gibi vücut sıvıları ile,nakli yapılan organ ve kanlar ile de bulaşabilir. Virüsün bulaşması genellikle önlenebilir çünkü en sık rastlanan bulaşma şekli enfekte vücut sıvıları ile temastır ve temastan sonra eğer eller sabun ile yıkanırsa bulaşma riski de önlenmiş olur (15,2). HCMV’nin en sık bulaşma şekli ise rahimde veya perinatal fazda (doğum esnasında) anneden çocuğunadır. 

Tanı
CMV enfeksiyonlarının teşhisi ve izlenimi; ELISA (Enzyme-linkedImmunosorbentAssay), pp65 antijen testi , viral kültürler ve nükleik asit tesleri ile yapılabiir. Antikor tespitini esas alan yöntemler virustitresini belirlemede yetersiz kalmakta, viral kültürler ise orta hassasiyete sahip olup, uzun süreler almaktadır. Doğrudan virüsün DNA’sını tespit eden CMV-DNA real-time PCR testi ile yüksek hassasiyette, hızlı ve spesifik sonuçlar alınabilir. 

 

 

Toxoplasma Gondii DNA Real Time PCR

Zorunlu hücre içi protozoa bir parazit olan ‘Toxoplasmagondii’ hastalık etkenini oluşturmaktadır. Farklı evrelerde farklı formlarda (Ookist, Taşizoit, Bradizoit) bulunabilen parazitin genomu, kedilerdeki seksüel çoğalma dönemi haricinde yaklaşık 80 Mb büyüklüğünde ve 11 kromozomludur.

Epidemiyoloji
T.gondii, insan dahil tüm memeli ve kuşlarda enfeksiyon yaratabilmektedir. Ülke ve Dünya genelinde yaygın olarak rastlanan bu enfeksiyonun dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini etkiledği bildirilmektedir. Yaş, yaşam tarzı (kedi besleme, çiğ et tüketimi..vb), coğrafik faktörler enfeksiyonun dünya genelinde dağılımını etkilemektedir (Fransa %80, Türkiye %39-75, Avusturya %62, İngiltere %50, ABD %30-40). Konjenital enfeksiyon sıklığı her 1000 canlı doğumda 1-3 olup, immun yetmezliği olan hastalarda ise çok ciddi bir tablo oluşturabilir (%50).
Bulaşma Yolları
Enfeksiyonun bulaşımı genellikle; enfekte kedi dışkısı, kontamine yiyecekler ve sular, kistle (Bradizoit) enfekte pişmiş veya az pişmiş etler, çiğ yumurta ve süt ürünleri, kan ve organ nakilleri, anneden bebeğe plasenta ve nadirende olsa inhalasyon yoluyla gerçekleşmektedir.
 Tanı 
Toxoplazmozis, enfeksiyöz ve non-enfeksiyöz enfeksiyonlarla karıştıralabildiği için tanısı zordur. Antikor tespitine dayanan indirektserolojikmetodlar (Sabin-Feldman Boya testi, Lizis testi, aglütinasyon,presipitasyon,floresan teknikler, ELISA ( IgG,IgM, IgA, IgE)..vb ) veya direkt metodlar (PCR,  hibridizasyon, parazitin izolasyonu, histoloji..vb) ile tespit edilebilmektedir. 
Yaygın olarak kullanılan serolojik testler; vücut içerisinde uzun süre (1 -2yıl) saptanabilen seviyede kalan antikor düzeylerini (IgM) saptayabilmesi sebebiyle yanlış pozitif sonuçlara neden olabilir. Ayrıca spesifik antikorların enfeksiyon sonrası saptanabilecek seviyeye gelebilme sürecinde (1-3 hafta)- (Özellikle de ,konjenitaltoxoplasmozisisde aktif dönemin belirlenmesi) ve bağışık yetmezliği olan kişilerde serolojik tanı yöntemlerinde değerlendirme zorlaşır.Bu yöntemlere alternatif olarak kullanılan doku kültürü ve izolasyon metodları ise zaman alıcı ve kolay olmayıp, sağlık açısından da risk unsuru oluşturmaktadır. 
Vücut sıvısı ve dokulardan T.gondii DNA’sının tespitine dayanan real time PCR metodu ile tüm bu handikapların önüne geçilir, hızlı ve güvenilir bir çözüm sunulur, tedavinin takibini sağlayan  ‘parazit miktarının tespiti’ gerçekleştirilebilir. 

RUBELLA Virus RNA Real Time PCR

Rubella (kızamıkçık) döküntüler ile birlikte görülen ateşli bir viral enfeksiyondur. Genelde çocukluk çağında geçirilen rubella yaklaşık 3 gün kadar sürer ve çoğu zaman kızamıktan çok daha hafif seyreder. Rubella (kızamıkçık) döküntüler ile birlikte görülen ateşli bir viral enfeksiyondur. Genelde çocukluk çağında geçirilen rubella yaklaşık 3 gün kadar sürer ve çoğu zaman kızamıktan çok daha hafif seyreder.

 

Adeno Virus DNA Real Time PCR

Adenovirüsler insanlarda hastalık yapan keşfedildiği ilk organ olan adenoid dokudan ismini alan DNA virusleridir.Günümüzde 50 den fazla serotipinin olduğu bilinmektedir.Bu serotiplerin hepsi hastalığa neden olmaz,serotiplerin 1/3’nün hastalığa yol açtığı bilinmektedir. Adenovirüsler insanlarda hastalık yapan keşfedildiği ilk organ olan adenoid dokudan ismini alan DNA virusleridir.Günümüzde 50 den fazla serotipinin olduğu bilinmektedir.Bu serotiplerin hepsi hastalığa neden olmaz,serotiplerin 1/3’nün hastalığa yol açtığı bilinmektedir.

 

Parvovirüs DNA Real Time PCR

Parvovirus B19 (B19), Parvoviridae ailesine ait Eritrovirüs (kırmızı kan hücreleri prekürsörünü yakabilme özelliklerine bağlı olarak) sınıfına dahildir. Parvoviridae ailesine ait tek insan-patolojik virus özelliğine sahiptir. Zarfsız, tek-sarmalı linear DNA genomuna ve yaklaşık 22-24 nm çapında İkozahedral şekilli viral partiküllü iki protein sahiptir. Düşük DNA içeriği ve yağdan zarfa sahi olmaması ile yüksek sıcaklık, radyason ve deterjanlara karşı dirençlidir.

Epidemiyoloji
B19 insanlarda yıl boyunca sık sık gözüken yaygın bir enfeksiyondur. Enfeksiyonun başlangıcı, genellikle ilkbahar ve yaz aylarında, 15 yaş civarındaki çocukların yaklaşık yarısında tespit edilebilir
IgG ile kendini göstermektedir. Yetişkinlik dönemi boyuncada görülmekte olup yaşlı nüfusunda %80'inde seropozitiftir. Çocuk doğurma yaşlarındaki kadınlarda, yıllık serokonversiyon oranı %1,5 olarak hesaplanmıştır. Amerika, Fransa, Almanya, Japonya benzer istatistiklere sahip iken, Brazilya ve Afrika kıtasında yaygınlık oranı artmaktadır. [3]

Bulaşma Yolları

Başlıca bulaşama yolu solunum ve kan yoludur. Anneden fetusa plasenta aracılığıyla geçebilir. Eritrosit hücrelerinde çoğalarak enfekte ederler. 4-14 gün arasında değişen inkübasyon süresine sahiptir. Hastalığın ilk haftasında virüs konak canlının kanında yayılır. Daha sonra ateş, mide bulantısı, rinore, kemik iliğindeki erişkin kök hücrelerin yıkımı gibi semptomlar ortaya çıkmakta ve semptomlar kaybolduğunda yanaklarda kaşıntılar oluşur,
serumda immunoglobulin (IgM) meydana gelmektedir. Viremi döneminde ve semptomlar öncesinde bulaşma yüksek orandadır ve semptomlar kayboluncaya kadar devam etmektedır. Kızarıklıkların oluşması ile enfeksiyon bulaşıcı özelliğini yitirmektedir. [4]

Tanı

B19 tespiti nükleik asit hibridizasyon yöntemleri ile yapılmaktadır. Kemik iliği ve diğer hücrelerdeki B19 tespitinde genel olarak dot-blot ve in situ hibridizasyon yöntemleri kullanılmaktadır. Sağlıklı immunokompetent bireylerde,
enfeksiyon immunoglobulin (IgM) tespitine dayanan blot hibridizasyon yöntemi ile 2 ile 4 gün içerisnde tespit edilebilir.RIA ve ELISA tekniklerinde antikorlar enfeksiyonun yaklaşık 3-5 günü içerinde tespit edilebilir ve 2-3 ay kadar
bir dönemde tespit edilebilir oalrak kalmaktadır. Bu teknikler kolay ve hızlı olmalarına rağmen kritik dezavantajlara sebep olurlar. Antikorların çapraz etkileşimi ve rheumatoid faktörü yanlış-pozitif sonuçlar doğurmaktadır.
Ayrıca immun-bağışıklık yetmezi olan hastalarda antikor tespitine dayanan bu tekniklerin kullanılması geçersiz olup B19 antijen ve nükleik asit testlerinin kullanılmasını gerekli kılmaktadır. PCR teknolojisinin kullanılması hem antikor testlerinin dezavantajlarının aşar hemde yüksek analitik hasaslıkta daha pratik ve güvenilir bir çözüm sunmaktadır.

Kaynaklar

  1. Heegaard E D, Brown K E (2002) Human Parvovirus B19.Clinical Microbiology Reviews 15(3): 485-505.
    2. Sabella C, Goldfarb J (1999) Parvovirus B19 ınfections. American Family Physician 60:1455-60.
    3. Servey JT, Reamy BV, Hodge J (February 2007). "Clinical presentations of parvovirus B19 infection".AmFam Physician 75 (3): 373–6. PMID 17304869.Retrieved 2009-11-06. PMID 17304869
    4. Pattison JR, Patou G (1996). Parvoviruses. In: Barron's Medical Microbiology (Barron S et al., eds.) (4th ed.). Univ of Texas Medical Branch. ISBN 0-9631172-1-1.
    5. Alfred S. Evans Richard A. Kaslow ,Viral Infections of Humans: Epidemiology and Control, Springer; 4th edition (January 15, 1997)

 

Test

Form Gönderimi

Tamam

Cinnah Cad. 47/1 Çankaya ANKARA

Telefon : 0312 427 48 01
Fax : 0312 427 48 03
Mail : info@mikrogenlab.com
© 2017 Mikrogenlab. Tüm Hakları Saklıdır.
Web Tasarım Teknbobay.